Her saati, her dakikası, her saniyesi doya doya tadını çıkara çıkara
geçirilmesi gereken 9 mucizevi ay. Bir canlının oluşumunu bu kadar
yakından takip etmek ve hissetmek, onu beslemek, taşımak...Bir insan
başka hiç bir dönemde kendini bu kadar özel önemli hissedemez. Çünkü o
kendi için dünyanın en önemli varlığını taşıyordur karnında. Ve şu anda o
anne için dünyanın en önemli varlığının ilerde tüm dünya için söz
sahibi büyük liderlerden biri ya da tüm insanlığa ışık tutacak icatlar
yapmış bir bilim insanı olma olsalığı vardır. Yani gayet haklı bir
gururdur bu.
Bizim hikayemiz 2 Mart 2010'da başladı. Evleneli 7 ay
olmuştu. İkimiz de deli gibi çocuk istiyorduk. Derken bir hafta arayla
birimiz teyze birimiz amca olacağını öğrendi. Yarı anne ve yarı baba
olacaktık. Bu sevinçle çocuk planlarını erteleyip evliliğimizin tadını
çıkarmaya karar vermiştik gönül rahatlığıyla. Ama benden
vazgeçemezsiniz dedi miniğim. Tam planlar programlar yapılmıştı ki bir
şüpheyle geldi müjde. Ama biz daha şunu yapacaktık, ama biz daha bunu
yapacaktık....Artık bu amalar için çok geçti. O bize ama madem beni
istiyordunuz ayarlasaydınız kendinizi kardeşim deyivermişti. Haklıydı
da. Biz bugüne kadar planlar programlar yapıp onları uygulamak yerine
hayat bize ne getirirse onu yaşamayı tercih etmiş iki insandık.
Birbirimizden ayrı hayatlarımız böyle gelmiş böyle gitmişti. Birbirimizi
bulunca da aynı şekilde devam etmiştik hayata. Rahat insanlardık
anlayacağınız. Hayat şimdi de bize bunu getirmişti ve yaşayacaktık.
Ama şimdi durum biraz farklıydı. Şu dünyaya gelecek bir insancığın
nelere nelere ihtiyacı yoktu ki. Kafama balyozla vurulmuştu sanki.
Herşey mükemmel olmalıydı ama nasıl?
Bu düşünceler endişeler
sadece kafamda kocaman kocaman soru işaretleri olarak kalakalmış bense
hamileliğimin keyfini çıkarmak adına rahat rahat geniş geniş hayatın
kollarını bırakıvermiştim kendimi. Tabi ki baba adayımızın benden kalır
tarafı olmadığını söylemeye gerek yok. Böylece 6 ay geçivermişti bile.
Aslında bizim bu yeni aile bireyi için bazı değişiklikler yapma
ihitiyacımız vardı. Bu değişikliklerden biri evdi mesela. Evet küçücük
bir problem, taşınmamız gerekiyordu ve iş başa düşmüştü. Ben koca
karnımla başladım emlakçı emlakçı, ev ev dolaşmaya. Görenlerin
şaşkınlığı, yardımseverliği, ilgisi izlenmeye değerdi. Uzun aramalar
taramalar sonucu, bir kaç kere her şeyden vazgeçmişken sonunda evet
tamam burasıdır diyebileceğimiz bir yer bulduk. İşin zor kısmını
atlattığımızı düşünüyorduk ama yanılmışız her şey şimdi başlıyordu.
Evimize göre yeni mobilyalarımızın siparişini verdik. Burda tek bir
cümleyle geçsem de bu mobilya seçme, alma işinin sakın ha kolay olduğunu
sanmayın. Tadilatlar için ustalarla anlaştık. Zaman konusunda garanti
aldık. Bu tadilatlar uzadı da uzadı. Doğum yaklaştıkça yaklaştı. Tık tak
tık tak zamanla yarışıyorduk. Tam bugün derken tekrar tekrar bir iş
çıkıyordu. Bu arada teyze ve amca olmuştuk. Hayat bu sefer bize alın
bakalım bir sürü mutluluk, heycan, telaş karmaşa hepsini bir arada
yaşayın demişti. Etrafımızda kimse kalmamış herkes bir yerlere
dağılmıştı. Yalnızdık. Tam bu sırada anneannem yetişti. Gerçekten
tam bir süper kahraman gibi. Yaş dolayısıyla fiziksel olarak bir yardım
beklelememiz mümkün değildi ama manevi olarak verdiği destek beni düze
çıkardı. Onu çok seviyorum.
Doğumuma en az daha 2 haftam vardı.
Son doktor kontrolümüz pek iyi geçmemiş muhtemelen kendimi yorduğum için
bebeğimin gelişiminin durmak üzere olduğu söylenmişti. Dünya başıma
yıkılmıştı. Ben ona güzel bir ortam hazırlayayım derken farkında
olmadan ona zarar vermiştim. Dinlenmem sıkı sıkı tavsiye edilmişti bir
de bunun nasıl olacağını söyleyiverseydi ya sevgili doktorum.
Ece
doğalı 18 gün olmuştu. O gün mevlit yapılacaktı. Benim gitmem imkan
dahilinde değildi. Mevlit sonrası sevgili annem, teyzem ve yengelerim
yardımıma yetişti. Tüm beceriklilikleriyle evime son halini verdiler.
Her şey yerine oturmuş görünüyordu ki o da ne bir kasılma yok canım daha
değil olamaz 2 haftam var. Bekle bekle o da ne bir daha. Söylesem
söylemesem? Herkesi telaşlandırmaya gerek var mı? Derken evet bir daha.
"Hey millet bana bir şeyler oluyor" dememle çevremde gözleri saate ,
kasılma sayan bir insanlar topluluğu oluşmuştu. Ne kadar da şanslıydım
hepsi yanımdaydı. Ve miniğim "her şey tamam görünüyor, artık amalarınız
bitmiş olmalı, ben burayı sevdim, artık gelebilirim" demişti. O
kararını vermişti bile yapacak bir şey yoktu.Ve hayat bu sefer bizim
karşımıza dünyalar güzeli bir evlat çıkarıyordu....
BEDİA
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder