4 Haziran 2014 Çarşamba

ORADA BİR CANLI BÜYÜYOR

Her saati, her dakikası, her saniyesi doya doya tadını çıkara çıkara geçirilmesi gereken 9 mucizevi ay. Bir canlının oluşumunu bu kadar yakından takip etmek ve hissetmek, onu beslemek, taşımak...Bir insan başka hiç bir dönemde kendini bu kadar özel önemli hissedemez. Çünkü o kendi için dünyanın en önemli varlığını taşıyordur karnında. Ve şu anda o anne için dünyanın en önemli varlığının ilerde tüm dünya için söz sahibi büyük liderlerden biri ya da tüm insanlığa ışık tutacak icatlar yapmış bir bilim insanı olma olsalığı vardır. Yani gayet haklı bir gururdur bu.
Bizim hikayemiz 2 Mart 2010'da başladı. Evleneli 7 ay olmuştu. İkimiz de deli gibi çocuk istiyorduk. Derken bir hafta arayla birimiz teyze birimiz amca olacağını öğrendi. Yarı anne ve yarı baba olacaktık. Bu sevinçle çocuk planlarını erteleyip evliliğimizin tadını çıkarmaya karar vermiştik gönül rahatlığıyla.  Ama  benden vazgeçemezsiniz dedi miniğim. Tam planlar programlar yapılmıştı ki bir şüpheyle geldi müjde. Ama biz daha şunu yapacaktık, ama biz daha bunu yapacaktık....Artık bu amalar için çok geçti. O bize ama madem beni istiyordunuz ayarlasaydınız kendinizi kardeşim deyivermişti.  Haklıydı da. Biz bugüne kadar planlar programlar yapıp onları uygulamak yerine hayat bize ne getirirse onu yaşamayı tercih etmiş iki insandık. Birbirimizden ayrı hayatlarımız böyle gelmiş böyle gitmişti. Birbirimizi bulunca da aynı şekilde devam etmiştik hayata. Rahat insanlardık anlayacağınız. Hayat şimdi de bize bunu getirmişti ve yaşayacaktık. Ama şimdi durum biraz farklıydı. Şu dünyaya gelecek bir insancığın nelere nelere ihtiyacı yoktu ki. Kafama balyozla vurulmuştu sanki. Herşey mükemmel olmalıydı ama nasıl?
Bu düşünceler endişeler sadece kafamda kocaman kocaman soru işaretleri olarak kalakalmış bense hamileliğimin keyfini çıkarmak adına rahat rahat geniş geniş hayatın kollarını bırakıvermiştim kendimi. Tabi ki baba adayımızın benden kalır tarafı olmadığını söylemeye gerek yok. Böylece 6 ay geçivermişti bile. Aslında bizim bu yeni aile bireyi için bazı değişiklikler yapma ihitiyacımız vardı. Bu değişikliklerden biri evdi mesela. Evet küçücük bir problem, taşınmamız gerekiyordu ve iş başa düşmüştü. Ben koca karnımla başladım emlakçı emlakçı, ev ev dolaşmaya. Görenlerin şaşkınlığı, yardımseverliği, ilgisi izlenmeye değerdi. Uzun aramalar taramalar sonucu, bir kaç kere her şeyden vazgeçmişken sonunda evet tamam burasıdır diyebileceğimiz bir yer bulduk. İşin zor kısmını atlattığımızı düşünüyorduk ama yanılmışız her şey şimdi başlıyordu. Evimize göre yeni mobilyalarımızın siparişini verdik. Burda tek bir cümleyle geçsem de bu mobilya seçme, alma işinin sakın ha kolay olduğunu sanmayın. Tadilatlar için ustalarla anlaştık. Zaman konusunda garanti aldık. Bu tadilatlar uzadı da uzadı. Doğum yaklaştıkça yaklaştı. Tık tak tık tak zamanla yarışıyorduk. Tam bugün derken tekrar tekrar bir iş çıkıyordu. Bu arada teyze ve amca olmuştuk.  Hayat bu sefer bize alın bakalım bir sürü mutluluk, heycan, telaş karmaşa hepsini bir arada yaşayın demişti.  Etrafımızda kimse kalmamış herkes bir yerlere dağılmıştı. Yalnızdık. Tam bu sırada anneannem yetişti. Gerçekten tam bir süper kahraman gibi. Yaş dolayısıyla fiziksel olarak bir yardım beklelememiz mümkün değildi ama manevi olarak verdiği destek beni düze çıkardı. Onu çok seviyorum.
Doğumuma en az daha 2 haftam vardı. Son doktor kontrolümüz pek iyi geçmemiş muhtemelen kendimi yorduğum için bebeğimin gelişiminin durmak üzere olduğu söylenmişti. Dünya başıma yıkılmıştı. Ben ona güzel bir ortam hazırlayayım derken  farkında olmadan ona zarar vermiştim. Dinlenmem sıkı sıkı tavsiye edilmişti bir de bunun nasıl olacağını söyleyiverseydi ya sevgili doktorum.
Ece doğalı 18 gün olmuştu. O gün mevlit yapılacaktı. Benim gitmem imkan dahilinde değildi. Mevlit sonrası sevgili annem, teyzem ve yengelerim yardımıma yetişti. Tüm beceriklilikleriyle evime son halini verdiler. Her şey yerine oturmuş görünüyordu ki o da ne bir kasılma yok canım daha değil olamaz 2 haftam var. Bekle bekle o da ne bir daha. Söylesem söylemesem? Herkesi telaşlandırmaya gerek var mı? Derken evet bir daha. "Hey millet bana bir şeyler oluyor" dememle çevremde gözleri saate , kasılma sayan bir insanlar topluluğu oluşmuştu. Ne kadar da şanslıydım hepsi yanımdaydı. Ve miniğim "her şey tamam görünüyor, artık amalarınız bitmiş olmalı, ben burayı sevdim, artık gelebilirim" demişti. O kararını vermişti bile yapacak bir şey yoktu.Ve hayat bu sefer bizim karşımıza dünyalar güzeli bir evlat çıkarıyordu....

BEDİA

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder