4 Haziran 2014 Çarşamba

KATI GIDAYA GEÇİŞ VE KABIZLIK PROBLEMİ

Katı gıdaya geçişimizin 3. günüydü. Akşam herzamanki gibi saat 7'de eve geldim. Geldiğimde Ece biraz huzursuzdu. Sürekli ıkınıyordu. Kakası olduğunu anladık. Ama yapamayacağını düşünemedik. Yaptı herhalde diye altını açtık ama bişey yoktu ve hala zorlanıyordu. Birden ağlamaya başladı. Ama çok kötü ağlıyordu. Canın  yandığı belliydi. Erhan hemen poposuna masaj yapmaya bacaklarını açarak kakasını yapmaya yardımcı olmaya çalıştı. Başarılı da oldu. Azda olsa rahatlamıştı Ece. Bu işlemi Erhan yaptı. Çünkü benim sinirlerim bozulmuş, ağlıyordum.
Çok yanlış birşeydi yaptığım ama kendimi tutamıyordum. Kriz anlarında mantıklı düşünen ve soğukkanlılığını koruyan o insanlardan değilim malesef. Zaten çok sulu gözlüyüm. Konu Ece olunca bu özelliğim tavan yapıyor.
Miniğim hiç böyle ağlamamıştı daha önce. Canı çok yanıyordu. Biraz rahatlamıştı ama hala bağırsakları doluydu ve bu açıkça farkediliyordu. Ama biz daha fazla birşey yapamıyorduk. Hemen hazırlanıp acile gittik. Hasta yoğunluğundan biraz beklemiştik o arada Ece hem arabaya bindiğinden mutlu olmuş, hemde değişik bir ortamda olduğundan incelemekten biraz sakinleşmişti. Sıra bize geldiğinde hemen Ece'nin altını açtık. Nöbetçi doktor biraz uğraşarak Ece'nin kakasını biraz daha yapmasını sağladı. Ama kaka katılaşmış ve bağırsaklarını tıkamıştı. Bize yapmamız gerekenleri ve poposunu rahatlatıcak birkaç kremi önerdikten sonra evin yolunu tuttuk. Ece de zaten yorgunluktan bayılmıştı.
Ama o gecenin serüveni malesef bu kadar ile bitmedi. Ece saat 2'de ağlayarak uyandı.  Ama ağlamak, bağırmak ve çığlık atmak arası birşeydi yaptığı. Ve yine Erhan aynı masajı ve tekniği uygulayarak biraz kakasını yaptırdı. Ve yine ben çok kötü olmuştum. Bu sefer farklı olarak kan vardı. Evet malesef çocuğun poposu çatlamıştı. Ve kanıyordu. Hemen altını kapatark soluğu acilde aldık yine.  Ve yine nöbetçi doktor. ''Tekrar geldik. Aynı problem. Ama bu sefer kanadı.'' Ece'nin poposu bir kez daha açıldı. ''Artık benim yapabileceğim birşey yok. Müdahale edemem. Çatlak oluşmuş'' dediği anda doktor ben bayan sulu göz hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım. Doktor da şaşırmıştı. Ece görmesin diye uzaklaştım. Nasıl yani? Napabilirdik? Doktorun ''Başınıza gelen en kötü hastalık bu olsun kremle zamanla düzelir. Kanama zaten durmuş'' gibi sözlerini hıçkırımlarımın arasında seçebildim. Bir yandan kendime kızıyordum mantıklı ol ağlama. Ama mümkün değildi. Neyi yanlış yapmıştım? Biraz da bu yüzden de ağlıyordum. Benim yüzümden mi olmuştu?
Yeni bir krem ve evdeyiz. Ece yine yorgunluktan bitmiş bir vaziyette uyuyordu. Bense bütün gece düşündüm. Neyi yanlış yaptım?
Aslında bişey yanlış yapmamıştım. Ama şimdi düşündüğümde neden olarak şunları sıralayabiliyorum. Tabi bu nedenler tamamen benim gözlemlerim.
  • Ece'nin kilosu az olduğu, sütüm yetmediği ve devam sütünden de fazla alamadığı için 5 buçuk aylık katı gıdaya geçiş yaptık. Mecburduk. Ama nedenlerden biri bu olabilir.
  • Katı gıdaya patatesle başladık. Bence nedenlerden biri kesin bu.
  • Ece zaten Anne sütünde de kabızlık yaşıyordu. Katı gıdaya geçişte bunu gözardı ettik.
Önlem olarak yapılacakları da  şöyle sıralayabiliriz.
  • Yeşil sebzeler ile başlamak.
  • Sebze haşlamalarına zeytinyağ ilave etmek.
  • Meyvalardan armut ve kayısı yedirmek.
  • Eğer 2-3 gün bebek kakasını yapmazsa bir kulak çubuğuna zeytinyağ batırıp poposuna hafifçe sokmak. (Biz Ece'nin poposu yara olmadan önce de yapmıştık. Ama yaradan sonra yapamadık.)
  • Patates, pirinç, balkabağı, muz gibi kabız yapıcı yiyeceklerden ilk etapta uzak durmak.
Katı gıdaya geçiş zor bir süreç. Bebeğiniz biraz daha büyürken sizin işleriniz biraz daha artıyor. Önceden ne güzeldi. Memeyi çıkar. Emsin. Gerçi doğumdan sonra ona da alışmak zordu. Ama katı gıdaya geçişle birlikte dışarı çıkmak için hazırlanma saatimiz uzadı. Ve gezi çantalarımız 2 ye çıktı. Yiyecek ve giyecek. Sonuçta buna da alıştık. Bir düzen oturttuk artık. Artık Ecem ete bile geçti.
Katı gıdaya geçişi gözümüzde büyütmemek lazım. Bu da zamanla çok eğelenceli bir sürece dönüşüyor. Ve geçiş dönemi için benim önerilerim.
  • Bebek maması robotu. Pratik olarak yemeği hazırlayabiliyorsunuz. Ama ben çok tavsiye etmiyorum. Ben şöyle yapıyordum. Tencerinin içine buharda pişmesi için konan teller var. Onu koyup, haşlıyordum. Sonrasında da ezilmiyecek gibi bir sebze ise (taze fasulye, bamya, vs.) rondodan (evdeki bildiğimiz rondo) geçiriyordum. Çatalla ezilebilen sebzeleri sadece çatalla eziyordum. (Patates, havuç vs.) Geçmiş zaman kipi kullanıyorum. Çünkü ete geçtiğimiz için yemekleri direk suyun içinde haşlıyorum. Aslında az su koyup,kalan suyunu da dökmezseniz normal haşlamaları da öyle yapabilirsiniz.
  • Cam rende. Meyvaları cam rende de püre yapıp, afiyetle yedirebilirsiniz. Pratik ve sağlıklı.
  • Pirinç unu. Hazır ve toz muhallebilerden daha çok Ece organik pirinç unu ile hazırladığım muhallebiyi daha çok seviyor. 150 ml su, 1.5 tatlı kaşığı pirinç unu. Kısık ateşte karıştır. İçine biraz pekmez. Daha pratik olmayabilir ama daha sağlıklı.
  • Sadece sebze olmaz. Sebzenin içine 1 hafta sonra  irmik, buğday gibi şeyler ve 2 hafta sonrada az bir miktar tavuk suyu koymaya başladım. Çünkü bebeklerimizin de bir ağız tadı var. Bunu unutmamak lazım.
  • Biz sebze ve meyvaları organik gıda pazarlarından alıyoruz. Organik gıdalar ne kadar tartışılsa da en azından bizim içimiz rahat ediyor. Etimizi de bildiğimiz, tanıdığımız kasabımızdan alıyoruz.
Bu yazı bir anne olarak benim tavsiyelerimi içeriyor. Ama asıl tavsiyem katı gıdaya geçişi uzun uzun doktorunuzla konuşmanız. Ve aklınıza ufacık birşey takılsa bile doktorunuzu aramanız. Ben öyle yapıyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder