Bir çocuk yetiştirmek. Kesinlikle dünyanın en zor ve en önemli şeyi.
İlk başlarda size tepki vermeyen bir bebekken, aylar geçtikçe ilgi
bekleyen, oyun isteyen bir bebek haline geliyor. Bu değişim bile sizin
kanınızı kaynatmaya yetiyor. Sadece sizin şekillendireceğiniz bir birey.
Ve ona bir şeyler öğretme çabaları.
İlk ''ce ee'' oyunuyla
başladık. Daha doğrusu Ece başladık. Yüzünü eline geçen birşeylerle
kapatıyor. Sonra açıp gülüyordu. Bizde ona katıldık. Sonra birşeyler
söyletme çabaları. Anne, baba, dede, gel bunlar şimdilik
söylediklerimiz. Çalışmalarımız devam ediyor. Ben işe giderken yapılan
bay baylar. Gel babası gel denemeleri. Tel sarar kızımlar. Şimdilik Ece
bu üçünü yani bay bay, gel babası gel ve tel sarar kızımı birbirine
karıştırsada çabalarımız sürüyor. Ağzını açması için ''aağğ''
yaptırıyorum. Bunu öğrenmesi önemli çünkü (Allah korusun) ağzına birşey
kaçarsa bu şekilde daha kolay çıkartabiliriz. Bir iki kerede bir
oyuncağı peçeteye sarıp eline verdim. Ama bu oyunu sevmedi. Direk
oyuncağı attı. Hiç açmaya yeltenmedi. Bir kaç kere daha denerim artık
bir ara. Yatakta oynarken tut şunu yapınca çok gülüyor. Kaçmaya
çalışıyor. Ama kafayı çevirip bana baktığı için tam da kaçamıyor. Şu
anda en eğlendiği oyunlardan biri bu. Aynadaki görüntüsü de Ece için
harika bir oyun. Tencere tavalarla oyun oynamasını, onlara vurmasını
seyretmekte harika keyifli.
Oyunlar ve bebeğinize birşeyi öğretme
çabaları çok keyifli. Onunla geçirdiğiniz her saniye keyifli. Ama onun
birşeyler öğrendiğini ve birşeyler için çabaladığını görmenin keyfi
anlatılamaz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder