Herşeyi
doğru yaptığımdan eminim. Altını zamanında açıyordum. Hatta olması
gerekenden fazla bile. Bariyer krem kullanıyordum. Ama tüm bunlara
rağmen başlayan ve bir türlü geçmeyen pişik problemi Ece ile ilk yılbaşı
gecemizi yorucu bir ıstıraba döndürdü.
Yılbaşı
gecesi çocuklu başka arkadaşlarımızla birlikte bir arkadaşımızın evinde
topalndık. Amaç çcouklarla mümkün olduğunca rahat etmekti. Ama Ece bu
rahat olma düşüncesini eve girdiğimizde anda ağlamaya başlayarak bir
anda yoketti. Ne yasak olmuyordu. Erhanla ne yapacağımızı şaşırmıştık.
Evine gittiğimiz arkadaşımızın çocuğunun kremlerinden sürdük olmadı.
Altını açtık öyle bıraktık olmadı. Olmadı,olmadı. En son Erhan ''kalk
gidelim, yapacak birşey yok belki evde susar'' dedi. Benim diyecek bir
şeyim yoktu. Zaten eve girdiğimden beri arka odadan salona geçememiş,
içerdekilerin kahkalarını sohbetlerini dinlemiştim. ne halim kalmıştı ne
de sinirim. Saat 11'e gelirken deneyimli arkadaşlarım Yeliz ve Esra bu
böyle olmayacak diyerek kolları sıvadılar. ''Ece'nin poposunu yıkayalım
şöyle bir'' dediler. Zaten artık ne olsa yapacak durumda olan ve
sağlıklı düşünemeyen ben ''tamam'' dedim. Ece kucağımda lavabodaydık.
Yeliz ve Esra (bu arada ikisinin bebeği de uyumuştu ve bana acaıyan
gözlerle bakıyorlardı.) Ecenin poposunu yıkıyor bende kolumun üzerinede
onu tutuyordum. Bir ara sesi kesildi. Baktığımda inanamadım. Ece kolumda
yarı çıplak ve ıslak bir şekilde uyumuştu. Kuraladık, bezini bağladık,
yatırdık. Hiç tepki yoktu. Mışıl mışıl uyuyordu. Saat 12'ye gelirken
yılbaşı yemeğimi yiyebildim. Yorgun ve bitkin olarak.Sonraki günlerde de pişik olayı devam etti. Büyükler tavsiye etti. Pudra kullandık. Doktor olmaz dedi. İlaç kullandık. Olmadı. Sonra doktorumuz bir daha ilaç verdi. Onu kullandığımızın ikinci günü pişikler tahriş oldu ve pişik olan bölgede kanamalar oldu. Ben Ece'nin altını açıp bu manzarayı gördüğümde altını kapadım,taksi çağırdım ve hastaneye kendimi adeta attım. Doktorumuz cildiye bölümüne yönlendirdi. Eceme kıyamadıkları için (çok ağlıyordu) birkaç kişi bize sırasını verdi. Cildiye doktorumuzla da böylece tanışmış olduk. Tabiki oda bir takım ilaçlar verdi. Islak mendil kullanmayın dedi. (Korkumuzdan hala daha Ece'nin altını su ve pamukla siliyoruz.) Bu seferde o ilaçları kullanmaya başladık. İki gün içinde pişikler gözle görülür derecede sönmüştü. Bir hafta sonra ilaçları daha az sürmye başladık. Ama ilaçları azaltınca pişik yeniden hortladı. Ve biz yine soluğu cildiye doktorumuzda aldık. Ve yeni ilaçlar. Ama Ece'nin pişikleri bir sönüyor bir başlıyordu. Tam olarak hiç geçmiyordu. Bir pişik bir değil böyle zaman geçerken Annem aradı. Bir eczane varmış. Orada eczacı bir bey yapma ilaçlar hazırlıyormuş. Başka cilt sorunları olan insanlar varmış yapılan ilaçlarla iyleşen. Bir süre kulak arkası ettim. Ama bu sorundan kurtulamadığımız için sonunda önce telefon açıp konuştum. ''Kesinlikle geçer ve bir daha tekrarlamaz'' Telefonda bu sözleri duyunca ''hemen hazırlayın, alacağım'' dedim. Annemle babam gittiler ve hazırlanmış ilaçları getirdiler. Biri su biri kremdi. Sadece iki gün iki gün sonra Ecenin poposu bebek poposuna dönmüştü. Pürüzsüz, bembeyaz.
Uzun, sıkıcı, bol ilaçlı bir süreçti. Ama sonunda kurtulmuştuk. Eczacı amcaya ve onu tavsiye eden komşumuza Ece adına sonsuz teşekkürler.
(Bu gün biraz pişik gibiydi Ece ama havlar çok sıcak ona bağladık.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder