4 Haziran 2014 Çarşamba

ECE'NİN KELİ

Ece doğuduğunda inanamadık. Saçı vardı. ''Nasıl yani olabilir tabiki'' dediniz duydum. Şöyle ki ben kel doğumuşum. Babası da. Dolasıyla kendimi o kadar alıştırmıştımki kel doğacağına görünce şaşırdım. Ve herkes şaşırdı. Sanırım herkese de empoze etmişim. Neyse böyle saçlı bir ayımızdan sonra Ece'nin saçları dökülmeye başladı. Beşiğin çarşafını sürekli değiştiriyordum. Acaip saçları dökülüyordu. Sonra bir baktık, kafasının tam arka tarafı kel. Ama size yerini anlatmak istiyorum. Enseden sonra azıcık saç var. Sonra oval bir kellik. Boş arazi. Sonra yine saçlar. Biz tahmin edin ne yaptık? Pimpirik ailesi olarak doktor kontrolünde bunu sorduk. ''Ay çocuğun kafası kel'' dedik. Tabiki doktorumuzda bize güldü. Yatmaktan olur zamanla çıkar dedi. Bekle bekle saç yok. Orası jiletle traş edilmiş gibi. Bomboş. Sonra alıştık. ''Napalım elbet çıkar'' moduna geçtik. Hatta Ece'nin öpülesi bir yeri daha oldu. Keli. Gel annen kelden öpsün. Gel babana bir kelden öpücük ver. Sonra bir gün öperken farkettim. Orda tüylenme başlamıştı. 4 ay sonra. Kel kapanıyordu. Tüh şimdi nerden öpecektik. Yeni bir lokasyon belirlemek lazımdı. Ve bulundu gıdı. Saldırı gıdıya.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder