Gelibolu'dayız. Batuhan babasından en uzun ayrılığını yaşıyor. Tabi
babası da Batuhan'dan. Daha önce Gelibolu'ya haftasonu hepberaber
gelip, babayı işe uğurlayıp 5 günü ayrı geçirdiğimiz olmuştu. Ama bu
sefer biraz farklı. Tam bir haftadır Anneannemiz ve Dedemizle beraberiz
ve bir süre daha burada olacağız. Bu sefer farklı çünkü
geçen gelişimizde hava muhalefeti nedeniyle eve tıkılıp kalmıştık
şimdiyse ohooooo. Günlerimizi o kadar dolu dolu geçiriyoruz ki 24 saat
yetmiyor. Araya bir Bozcaada tatili bile sıkıştırdık. Tatil içinde
tatil. Çok aktifiz, çok meraklıyız. İlkler yaşıyoruz bir çok. İlk defa
denizle tanışıyoruz bu kadar yakından, ilk defa bu kadar çok çocuk var
etrafımızda, ilk defa minübüse bindik...Dede evi tamamen Batuhan Bey'e
göre yeniden düzenlendi. Evin ortasına bir salıncak kuruldu, masalar
sehpalar kalktı, yürüteçler çıktı, mama sandalyesi geldi. Evde egemenlik
kayıtsız şartsız Batuhan'ın. Değişen sadece eşyaların yeri şekli değil
tabi, herkes peşimizde pervane. Misafirimiz eksik olmuyor sağolsunlar.
Burda olduğumuzu duyan geliyor Batuhan ile tanışmaya. Batuhan
düşünüyordur belki "evimizde bir kadın bir de adam vardı, neden burada
bu kadar çok insan var? Evimizdeki adam nereye gitti? Onun işlerini
yapmak için mi yoksa bu kadar çok insan geldi?" diye. Belki de
şaşkınlıktan, yeni şeylerin heycanından durumun farkında bile değil.
Bunu babasıyla ilk görüştükleri anda anlamaya çalışacağım. O anı
heycanla bekliyorum. Babasıysa Batuhan'ı deliler gibi özlemiş durumda.
Her dakikasını, saniyesini bilmek istiyor. Ben oğlumun bu yeni tecrübesi
olan dede evi, yaz modu telaşından bilgi akışını sekteye uğratıyorum.
Bana çok kızıyor. Her ne kadar yazının başlığı Baba Özlemi olsa da evlat
özlemi gibisi yok...
BEDİA
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder