Oğlumla dünyayı yeniden keşfediyorum. Meğer ne kadar çok şey
oluyormuş her gün her dakika her saniye hiç farkına varmadığımız, günlük
koşuşturma öylece akıp geçen.
Baharı, yazı sanki hayatımda ilk
defa yaşıyorum. Mevsim meyvelerini, sebzelerini öğreniyorum. Çiçekleri,
böcekleri inceliyoruz beraber. Çocukların koşuşturup birbirleriyle
şakalaşmalarına hayretler içinde bakakalıyoruz. Köpek havlamasına
şaşırıyoruz. Ağaçtan düşen yaprakla irkiliyoruz.
Düşününce çok boş
geliyor tüm bunların farkına varmadan geçen zamanlar. Ama işin ilginci
ben hep böyleydim. Doğayla iç içe bir çocukluk geçirdiğim halde
ilgilenmezdim. Karakter olarak belki de ilgisizim, tam olarak
neden böyleyim ya da böyleydim bilmiyorum.
İlgisizdim ta ki minik
oğlum hayatıma girip meraklı gözlerle bakınmaya başlayana kadar. "Hadi
anne etrafımızda birşeyler oluyor. Sen de bir bak. Bana öğretmen gereken
çok şey var!" der bir hali vardı. "Anne şimdi ne zamanı? Ben hangi
meyveyi, sebzeyi yiyeceğim" diyordu sanki bu minik adam. "Hangi çiçekler
açar bu mevsimde? Ne kokusu bu? Aaa şu ağaçtan düşenlerde ne? Dut mu?
Yenir mi? Ohhhh çokta lezzetliymiş..."
İşte böyle böyle başladı
bizim dünyayı keşif maceramız. Daha oğlumdan öğreneceğim çok şey var.
Hayat onun o meraklı gözlerinden güzel. Lütfen bu merağını hiç kaybetme
miniğim.
BEDİA
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder