Çocukken
bizi hep ikiz sanarlardı. Tabi küçük bir yerde büyüdüğümüz için herkes
bilirdi. Ama yabancı bir ortamda hep sorarlardı. ''İkiz misiniz?''
Aramızda ki tam bir yaş (hatta o bile değil. 4 gün eksiği var) yada
hayatımın hiç bir döneminde ona abla demeyişim, Bedia diye seslenişim
insanları hep bunu sormaya iterdi.
''İkiz
misiniz'' Ben bu soruya sevinirdim. Beni büyük görüyorlar diye
düşünürdüm. Ama Bedia hemen ''hayır ben büyüğüm'' diye atılırdı. Acaba
çocukken bu cümleyi kaç kere söylemiştir. O büyük olduğunu ispatladığı
için, ben ise insanların beni onunla aynı görmelerinden mutlu olurduk.
Ve bu soru bizi rahatsız etmezdi. Bazen aynı elbiseyi giyip sokağa bile
çıkmışızdır. Çünkü zaten herşeyimiz aynıydı. Ailemiz, arkadaşlarımız,
okulumuz. Sadece sınıflarımız farklıydı. Bedia benden bir sene önce
okula başlamıştı. O günü hatırlıyorumda Bedia heycanlı önlüğünü giymiş
saçları örülmüş bense perişan. Benim için o gün resmi bir matem günü
gibi birşeydi. Kimseyle tek kelime konuşmamıştım. Bedia benden farklı
bir şey yapıyordu. Aynı cümleyi bundan 10 sene sonra Bedia üniversiteyi
kazanıp, İstanbula gittiğinde yine kuracaktım. Bedia yine benden farklı
bişey yapıyordu. Ama bu iki olay dışında hep birlikteydik. Ben
üniversiteyi kazanıp, İstanbul'a geldiğimde ise artık sadece ikimiz
vardık. İki kardeş İstanbul'da birlikte. ''İkiz misiniz'' artık pek
sormuyorlardı. Ama sorsalar Bedia atılırdı ''Hayır ben büyüğüm''
Şimdi
ise Ece ve Batuhan arasında 19 gün var. Büyüdüklerinde onlara sorarlar
mı acaba ''ikiz misiniz'' Eğer sorarlarsa bu sefer benim kızım atılacak
''Hayır ben 19 gün büyüğüm kardeşimden''
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder