4 Haziran 2014 Çarşamba

EMEKLEME MACERALARI

Ece yerde oynamayı oldukça seviyordu diyemem. Koyduğumuzda genelde bir 10-15 dakika sonra, önündeki oyuncaklara ilgisi bitince sıkılıyordu. İlk aşamada dizlerinin üzerinde ileri, geri kendini sallıyordu. ''Ay emekleyecek galiba'' derken, ellerini ileri atmayı öğrendi ikinci aşamada. Ama bundan hoşlanmıyordu. Ellerini bir adım atıyor, sonra yan dönüp, ağlıyordu. Bunun yerine dönerek ilerlemeyi tercih ediyordu. Sonra bir baktıktık ki artık iyice gitmeye başlamıştı. İşte buda emekleme maceramızın üçüncü ve son aşamasıydı. Yere koyduğumuz pikenin üzerinde dört dönüyordu. Ama iş parkeye çıkmaya gelince biraz düşünüyordu. Elleriyle parkeye vuruyordu önce. Bir kaç kere denedi. Ama parkede kaydığını görünce korktu. Birde kafasını vurunca 3-4 gün parkeden uzak durdu. Bir kaç deneme daha yaptı. Pikenin sonu geliyor, o sınırda emekliyor ama çıkmaya cesaret edemiyordu. Sonra bir gün bir baktım oynasın diye koyduğum yastığı almış, parkeye kadar getirmişti. Ona ellerini koyup, parkede onu iterek gezindi. Yorulunca kafasını yastığa koydu. ''Aman Allahım! Bu benim bile aklıma gelmezdi.'' Bir kerede değil üstelik. Bir kaç kere bu hareketi tekrarladı. Ve şimdi parke fobisini de kendi kendine yendi. Artık Ece heryerde. Ama yine de Ece için emeklemek sadece bir araç. Ayağa kalkmasına yarayacak bir şeye ulaşmasını sağlayacak bir araç. Ne olursa sehpa, koltuk, yanında yatan bir insan. Tüm bunlar ayağa kalkmaya yarayacak şeyler. Bir şey bulamazsa olduğu yerde kendi kalkmaya deniyor. Ama bunlar şimdilik başarısız denemeler. Genelde bir ayağını yere koyuyor, öbür ayağını koyarken poposunun üzerine oturuyor.
Ne zaman emekleyecek derken oda oldu. Bizden 2 ay büyük olan Mertcan'nın babası ve patronumun dediği gibi '' Ne zaman olacak diye düşünme, zaten sırasıyla herşey oluyor.'' Evet gerçekten öyle. Diş, emekleme hepsi sırasıyla oluyordu. Sanıyorum şimdi sıra yürüme macerasında.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder