Ece yerde oynamayı oldukça seviyordu diyemem. Koyduğumuzda genelde
bir 10-15 dakika sonra, önündeki oyuncaklara ilgisi bitince sıkılıyordu.
İlk aşamada dizlerinin üzerinde ileri, geri kendini sallıyordu. ''Ay
emekleyecek galiba'' derken, ellerini ileri atmayı öğrendi ikinci
aşamada. Ama bundan hoşlanmıyordu. Ellerini bir adım atıyor, sonra yan
dönüp, ağlıyordu. Bunun yerine dönerek ilerlemeyi tercih ediyordu. Sonra
bir baktıktık ki artık iyice gitmeye başlamıştı. İşte buda emekleme
maceramızın üçüncü ve son aşamasıydı. Yere koyduğumuz pikenin üzerinde
dört dönüyordu. Ama iş parkeye çıkmaya gelince biraz düşünüyordu.
Elleriyle parkeye vuruyordu önce. Bir kaç kere denedi. Ama parkede
kaydığını görünce korktu. Birde kafasını vurunca 3-4 gün parkeden uzak
durdu. Bir kaç deneme daha yaptı. Pikenin sonu geliyor, o sınırda
emekliyor ama çıkmaya cesaret edemiyordu. Sonra bir gün bir baktım
oynasın diye koyduğum yastığı almış, parkeye kadar getirmişti. Ona
ellerini koyup, parkede onu iterek gezindi. Yorulunca kafasını yastığa
koydu. ''Aman Allahım! Bu benim bile aklıma gelmezdi.'' Bir kerede değil
üstelik. Bir kaç kere bu hareketi tekrarladı. Ve şimdi parke fobisini
de kendi kendine yendi. Artık Ece heryerde. Ama yine de Ece için
emeklemek sadece bir araç. Ayağa kalkmasına yarayacak bir şeye
ulaşmasını sağlayacak bir araç. Ne olursa sehpa, koltuk, yanında yatan
bir insan. Tüm bunlar ayağa kalkmaya yarayacak şeyler. Bir şey bulamazsa
olduğu yerde kendi kalkmaya deniyor. Ama bunlar şimdilik başarısız
denemeler. Genelde bir ayağını yere koyuyor, öbür ayağını koyarken
poposunun üzerine oturuyor.
Ne zaman emekleyecek derken oda oldu.
Bizden 2 ay büyük olan Mertcan'nın babası ve patronumun dediği gibi ''
Ne zaman olacak diye düşünme, zaten sırasıyla herşey oluyor.'' Evet
gerçekten öyle. Diş, emekleme hepsi sırasıyla oluyordu. Sanıyorum şimdi
sıra yürüme macerasında.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder