Ece uyuyor. Akşam saat kaç olduğu farketmez. Uyudu. ''Oh rahatladım'' diyip ayaklarımı uzatmak mı? Tabikide hayır.
Ece
uyuyor ve ben öncellikle 10 dakika onun yanında bekliyorum. Uyanmasın
diye. Sonra dışarı çıkmışsak çantalarını boşaltıyorum. Çantaları diyorum
çünkü Ece ile dışarı çıkmak yemek çantası ve giyecek çantası olarak iki
çanta ile mümkün oluyor. Yemek çantasından kirlenen eşyalarını mutfağa
bırakıyorum. Giyecek çantasındaki kirlenenleri banyoya bırakıyorum.
Mutfağa dönüyorum. Kirlenen biberon, tabak, kaşık ve kapları beyaz
sabunla yıkayıp, steril makinasına koyuyorum. Bu arada akşam yaklaşık
3'teki kalkışı için kaynamış suyunu hazırlıyorum. Oda bittikten sonra
yoğurdunu mayalayıp, yoğurt makinasına koyuyorum. Çıkan bulaşıkları da
bitirdikten sonra buzdolabının karşına geçip Ece'ye ayrılan rafa
bakıyorum. Eksikleri var mı? Buzdolabının önündeyken peyniri görüyorum.
Aa evet yarın sabah kahvaltısı için peyniri suya koymak. Bunu
unutmamalıyım. Sebzesi ve meyvası da var. Tamam. Şimdi biraz
oturabilirim. Yok yok yatmalıyım çok yoruldum. Anne olmak zor, katı
gıdaya geçmek daha zor. Ecem büyüdükçe sanırım bu zorluklar artarak
çoğalacak. Kızım için tüm yorgunluğa değer. Yeterki o mutlu olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder