4 Haziran 2014 Çarşamba

ÇALIŞMAYA BAŞLAMA

 İşte o gün yaklaşıyordu. Aklımdan çıkaramadığım nasıl olacak diye uykularımı kaçıran kızımdan ayrılacağım o gün. İşe başlama günü. Devletin verdiği yetersiz izin zaten çoktan bitmişti. Bu patronumun insiyatifyle kullandığım bir aydı ve oda bitmek üzere iken bebeğimi bırakma düşüncesi beynimi yiyordu. 4 aydır hep beraberdik. İlk 20 gün annenemiz vardı yanımızda, sonra 25 gün nenemiz eşlik etti. Sonra sadece ikimizdik. Babamız akşamdan akşama geliyordu. Hiç ayrılmamıştık. Ece'de bende bunun nasıl olacağını kestiremiyorduk. Ece'de nasıl yani diyebilirsiniz. Ama oda benden ayrılamıyordu. Babanesine bırakıp iki kere karı koca baş başa çıkma girişimlerimiz hepsi sonuçsuz kalmış bir tanesinde sinema biletimiz yanmıştı. Çıktıktan yarım saat sonra telefon geliyordu. Ece durmuyor. Erhan da ben de çalışmaya başlayınca ne olacağını kara kara düşünmeye başlamıştık. Hatta tüm çevremiz. Acaba alışabilecek miydik hem Ece hem ben?
 Son bir hafta biberon denemeleri, sütleri nasıl veririz, Ece ne yapar ne eder konuşmaları ile geldi geçti. (biberon denemleri gerçekten önemli) Ve gün geldi. Zaten bir haftadır hep ağlayan ben o sabah şiş gözlerle kalkmış (tüm gece ağladığım için) sonrada işe gidene kadar ağlamıştım. Bu her annenin başına gelen bir durum, yapma sütün kaçar, çalışman da lazım söylemleri hem dışardan, hem de kendi iç sesimden bana telkin edilse de bunlar benim gözyaşlarımı kesmeye yetmiyordu. (Şimdi benim de arkadaşlarıma aynı telkinlerde bulmam oldukça ironik.) Bu apayrı bir duyguydu. Anlatılamazdı ve kimseden anlamsını bekleyemezdim. Ben bile aradan sadece 4 ay geçmesine rağmen o psikolojiyi daha az anlayabiliyorum.  Sanırım ''zaman ilaçtır'' lafı bu olsa gerek.
Tabi işe gider gitmez önce Ece ve patronumun Ece'den yaklaşık 2 ay büyük olan oğlu Mertcan sohbetleri. Onların deneyimleri. (Hala çoğu zaman deneyimlerinden faydalanıyoruz.) Sonra iş. Birikmiş işler. İş tesimleri. Yapılan işleri dolaşma. Ama 1 saatte bir Ece'yi arama. Ece naptı? Ece sütünü içiti mi? Uyudu mu? Ağladı mı? Ece, Ece, Ece. İlk bir hafta böyle geçti. Sonra yavaş yavaş telefon sayıları azaldı. Sanıyorum herkes alışmıştı. Benim gibi işini çok seven biri işin temposuna adapte olmuş, Ece alışmıştı. Düzen yavaş yavaş oturmuştu. Bazen işimi bu kadar çok sevdiğim ve yaparken Ece aklımdan çıktığı için suçluluk duygusu bile duymama rağmen, hayat malesef böyle bir şey. Çocuk yaptı diye bir kadının kariyerini bitirmesi (şartlar öyle gerektiriyorsa yapacak birşey yok tabi) bence tek kelimeyle anlatılabilir. Trajedi.
Bebeğin gelişiminde ilk bir yıl annesiyle olması önemli diye bir laf var. Ama ispatlanmamış birşey. Bende isteyebilirdim. Ülkemizin, mesleğimin şartları buna elverişli olsa. Ama dünya dönüyor. Ve bir şeyi bırakırsanız ucunu yakalamak çok zor. Eğer mesleğinizi seviyorsanız buna katlanmanız lazım. Çok zor bir süreç asla kolay diyemem. Ama alışılıyor. Bebeğimi bırakmadan önceki 1 ay ve sonraki 1 ay gerçekten kötüydüm. Gecelerce ağladığım zamanlar oldu. Ama unutmayın onu bırakıyor olmanız, onu sevmediğiniz, ondan uzaklaşmanız anlamına gelmez. Tam tersi işten eve gelince onunla geçirdiğiniz her dakika daha kıymetli oluyor. Bütün gün onun özlemiyle yanıp tutuşup büyük bir sevgiyle geliyorsunuz. Her an daha da anlamı oluyor.
 Tüm çalışmaya başlayacak annelere; kendizi mümkün olduğunca az üzün.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder